Ben blogcuyum, tabi yeniyim ama bu işleri yıllardır biliyorum. Nitekim bir kere de blogum olsun dememişim birkaç güne kadar. Heyneyse... Blogcu mu olmak istiyorsunuz, Ben de içimi dökeyim mi diyorsunuz. Şimdi sizlere küçük bir kaç tavsiye vereyim.
Öncelikle blogunuzu ne ile açmayı düşünüyorsunuz. açıl susam açıl denince açılmıyor bloglar. isterseniz istediğinizblogismi.com,net,org olarak ücretli bir şekilde açabilirsiniz fakat bunun pek gerekli olduğunu düşünmüyorum. Dünya'nın en iyi blog yazarları blogger, wordpress gibi yerlerde yetişmiştir. Benim size tavsiyem benim de kullandığım blogger yani blogspot. istediğinizsiteadı.blogspot.com şeklinde sitenizi açabiliyorsunuz ve tek yapmanız gereken yazmak. Bu konuda da bilmeniz gereken birkaç şey var.
Blogunuz sadece arkadaşlarınız arasında tanınsın diyorsanız sadece yazı yazın, hiç düşünmeden. Ama blogunuz Google gibi arama motorlarında üst sıralarda olsun, herkes tanısın diyorsanız birkaç istisna var. Onlara gömülmeniz lazım. Bu istisnalar da aslında basitler ama sadece uygulamak gerek.
İlk olarak blogunuzu güncel tutmaya çalışın yani aydan aya konu açarsanız google sıralamalarında yer bulmanız biraz zor olur. Zaten yazmak güzel şey, zaman buldukça yazın. Yazı yazarken de hiç düşünmeyin hata yapıyor muyum diye yazın da yazın. Daha sonra etiketler girin yazınız ile ilgili, bu google indexleri açısından önemlidir. Yazınızı da 10-20 kelime yerine ne kadar yazabiliyorsanız yazın yani konulara bölmeyin yazılarınızı, genel olun. Uzun yazı, bol görselli yazı google tarafından hoş karşılanan yazıdır. Son olarak yazı yazarken özgünlüğe dikkat edin. Bol alıntı yapmayın, alıntı miktarı özgün içeriğin %10'unu geçmesin. Zararlı olur.
Peki yazınızı yayınladınız daha sonra bir şeyler yapayım da yükselsin mi diyorsunuz? Facebook, twitter, friendfeed gibi yerlerde yazınızı paylaşın, paylaştırın. Herkese ulaşsın. Daha sonra tanıdık bloglarla iletişime geçin karşılıklı dostane linkler verin. O size versin siz ona. Yani bir nevi dost site olun. Gerisi gelir zaten.
Yazı yazmak hoş, blogcu olmak çok hoştur...
Bir Küçük Pencere Karşınızda Duruyor
Bir gencin küçük pencereden baktığı zaman göreceklerini sizlere sunduğu nacizane bir blog.
8 Nisan 2012 Pazar
Doodle Jump Efsanedir
Gençliğimin oyunu diyemeyeceğim çünkü daha geçen seneye kadar başlamamıştım bu oyuna. Kahretsin ki alıştırdılar beni ve şimdi ne oldu biliyor musunuz? I love Doodle. Doodle Jump benim vazgeçilmez mobil oyunum haline geldi. Bilgisayar için olanını bir bulamadım yardımcı olursanız sevinirim bu konuda.
Peki bu Doodle Jump ne kardeşim? Doodle Jump, bir doodle'ın hoplayıp zıplayarak puan kazandığı bir oyun. Arada düşmanları gözükür ve onu yemeğe çalışıyorlar. Ama kahretsin ki Doodle çok zeki ve güçlü, sayemde hepsini deviriyoruz.
Bulutlarda, canavarların üzerinde dolaşıyor; roketlere, şapkalara binerek daha ileriye gidiyoruz. Ama şöyle bir şey var ki telefonun hacizliğine uğruyorum bazen. O nalet sensör bozuluyor ve tık doodle'ım yerlere düşüyor. Bir de yüksek skoru geçmeme saniyeler kala olunca beni artık düşünün.
Bu arada yüksek skor dediniz de aklıma geldi, ben dokunmatik(+dandik) telefonumda 76.000 yaptım, full tuş telefonlarda ise genellikle 150-180 bin arasında yapıyorum o da alışmam lazım yoksa daha da yüksek yaparım herhalde. Sizin de yüksek skorlarınız bayağı yüksekse gönderin şaşıralım.
Ayrıca adamlar sıkılmamış uğraşmış yeni versiyonunu da çıkarmışlar, mantık yine aynı mantık ama uzay aracı ve üç dört harita eklenmiş durumda. Tavsiye ederim.
Peki bu Doodle Jump ne kardeşim? Doodle Jump, bir doodle'ın hoplayıp zıplayarak puan kazandığı bir oyun. Arada düşmanları gözükür ve onu yemeğe çalışıyorlar. Ama kahretsin ki Doodle çok zeki ve güçlü, sayemde hepsini deviriyoruz.
Bulutlarda, canavarların üzerinde dolaşıyor; roketlere, şapkalara binerek daha ileriye gidiyoruz. Ama şöyle bir şey var ki telefonun hacizliğine uğruyorum bazen. O nalet sensör bozuluyor ve tık doodle'ım yerlere düşüyor. Bir de yüksek skoru geçmeme saniyeler kala olunca beni artık düşünün.
Bu arada yüksek skor dediniz de aklıma geldi, ben dokunmatik(+dandik) telefonumda 76.000 yaptım, full tuş telefonlarda ise genellikle 150-180 bin arasında yapıyorum o da alışmam lazım yoksa daha da yüksek yaparım herhalde. Sizin de yüksek skorlarınız bayağı yüksekse gönderin şaşıralım.
Ayrıca adamlar sıkılmamış uğraşmış yeni versiyonunu da çıkarmışlar, mantık yine aynı mantık ama uzay aracı ve üç dört harita eklenmiş durumda. Tavsiye ederim.
7 Nisan 2012 Cumartesi
Facebook ve Üzerinde Dönen Entrikalar
Günümüzün vazgeçilmezi olmuşsa eğer facebook bunun tek sebebi artan kıskanma duygusu ve popüler olma isteğinden başka bir şey değildir. Biri beğenmiştir bu siteyi arkadaşına önerir o da bakar bu buradaysa ben niye değilim. O da gelir. Bla bla bla. Al sana milyonlarca kişiden oluşan ve dünyanın en çok tanınan sitelerinden facebook.
Peki bu facebook sandığımız kadar güvenilir, sevecen ve hoşgörülü mü sizce? Tabiki de hayır. Facebook açılma amacı kâr amacı gütmeden insanlara yardım etmek filan değil. Hatta biraz daha kurcalarsak gizli örgütler ile de ilişkisini bulabilirsiniz. Tabi o kadar da saçmalamayın. Gelelim bu facebookta dönen işlere.
İlk olarak herkesin illaki arkadaşlarında yakaladığı spam olayı. O uygulamalardan yağan spamlar, reklamlar bedavadan olan olaylar değil. O işten aylık binlerce lira kazanıyorlar ve sadece 10 dakikalık bir uğraş harcıyorlar. Ve bu kişiler yaptıklarının adil olduğunu kanıtlamak için türlü yalanlar uyduruyorlar. Babanızın uygulaması dahi olsa katılmayın. Hani katılmam gerek diyorsanız uygulamaya katılmadan önce onaylamanız gereken kısımları okuyun orda sizden ne istiyorlar anlarsınız.
Tabiki de şu kimseyi rahatsız etmeyen sağ tarafa dayalı sponsor reklamlardan da değinelim. O yerden facebook günlük on binlerce dolay kazanıyor ve reklam gelirlerini kimseyle paylaşmıyor. Düşünün on binlerce diyorum ama 100 kişiden 1'inin o reklamlara tıkladığını düşünürsek bu daha da yükseliyor. Benden öneri facebook amacı para kazanmak ise siz de ona kazandırmamaya çalışın o sponsor reklamlara sakın ah sakın tıklamayın. Zaten saçma sapan siteler açılıyor.
Bu arada facebook sayfalarında dönen işlere de değinelim. Bir facebook sayfası tanıtılmışsa sayfada bilin ki adam o paylaşımdan para kazanıyor. Ortalama 100.000 kişilik bir facebook sayfasında bir bağlantı 5-10 tl arasında değişiyor. Bir de milyonluk sayfaları düşünün. Adamlar neler neler kazanıyorlar ordan bir bilseniz. Bir de o sayfaların satışı da var ortalama yine 100.000 beğenisi olan bir sayfa 1000-2000 lira arasında gidiyor isteyen arttırır azalır. Oranı bir düşünün. Sizin mahsumca beğendiğiniz o sayfalardan insanlar neler neler kazanıyor. Kazansın bana zararı mı olacak diye düşünebilirsiniz fakat şöyle bir şey var Türk milleti kazandıkça kazanmak isteyen bir millet. Hiç yetinmez. Hile yapar facebook hesapları çalar, arkadaşları sayfalara yönlendirir hatta yeni çıkan duplicate yöntemi ile facebook size bu imkanı sunuyor. Arkadaşlarınızı direk sayfanıza yönlendiriyorsunuz. Bütün arkadaşlarınız o sayfayı beğeniyor. Hatta abartmışlar bunun hilesini de bulmuşlar. 5000 beğeni 40TL , 10.000 beğeni 50TL gibi ilanlar görüyorum forumlarda. O yüzden ben de bunun önüne geçilmesini istiyorum.
Daha düşünelim düşünelim, aslında şu an yazacaklarım facebook sayesinde açılan iş imkanları olarak da gösterilebilir. Çünkü gayet şirin olaylardır. Mesela ünlü firmaların facebook sayfası için güzel temalar, logolar, bannerler yaptırmaları facebook para kazanma sanatına eklenen yeni olaylar. Sonra dediğimiz gibi beğeni kasma, sayfa satışı filan bunların hepsi yeni iş kapısı demek aslında ama şöyle bir şey var sen 10dk. bir uğraş ile 30-40tl kazanırken, diğer günde 8-9 saat amelelik yaparak o kadarını kazanabiliyor. İşte burda duracaksın.
Son olarak haberlerde çıkan entrikalara değinelim. Neymiş facebook bilgileri sızdırıyormuş. Doğrudur vallah o konuda da dikkat edin, her bir bilginizi oraya yazmayın. Yazdıklarınız facebooku ilgilendirmeyecek şeyler olsa zaten yazmanızı istemezler. Boşuna databaselerini şişirmiş olursunuz.
"Eh facebooka girmeyelim o zaman" diyebilirsiniz, çok normal karşılarım. Muhakkak girin, arkadaşlarınızı takip edin yeni fotoğraflarına bakın, konuşun ne istiyorsanız yapın ama hayatınızın vazgeçilmesi haline getirmeyin.
....
Peki bu facebook sandığımız kadar güvenilir, sevecen ve hoşgörülü mü sizce? Tabiki de hayır. Facebook açılma amacı kâr amacı gütmeden insanlara yardım etmek filan değil. Hatta biraz daha kurcalarsak gizli örgütler ile de ilişkisini bulabilirsiniz. Tabi o kadar da saçmalamayın. Gelelim bu facebookta dönen işlere.
İlk olarak herkesin illaki arkadaşlarında yakaladığı spam olayı. O uygulamalardan yağan spamlar, reklamlar bedavadan olan olaylar değil. O işten aylık binlerce lira kazanıyorlar ve sadece 10 dakikalık bir uğraş harcıyorlar. Ve bu kişiler yaptıklarının adil olduğunu kanıtlamak için türlü yalanlar uyduruyorlar. Babanızın uygulaması dahi olsa katılmayın. Hani katılmam gerek diyorsanız uygulamaya katılmadan önce onaylamanız gereken kısımları okuyun orda sizden ne istiyorlar anlarsınız.
Tabiki de şu kimseyi rahatsız etmeyen sağ tarafa dayalı sponsor reklamlardan da değinelim. O yerden facebook günlük on binlerce dolay kazanıyor ve reklam gelirlerini kimseyle paylaşmıyor. Düşünün on binlerce diyorum ama 100 kişiden 1'inin o reklamlara tıkladığını düşünürsek bu daha da yükseliyor. Benden öneri facebook amacı para kazanmak ise siz de ona kazandırmamaya çalışın o sponsor reklamlara sakın ah sakın tıklamayın. Zaten saçma sapan siteler açılıyor.
Bu arada facebook sayfalarında dönen işlere de değinelim. Bir facebook sayfası tanıtılmışsa sayfada bilin ki adam o paylaşımdan para kazanıyor. Ortalama 100.000 kişilik bir facebook sayfasında bir bağlantı 5-10 tl arasında değişiyor. Bir de milyonluk sayfaları düşünün. Adamlar neler neler kazanıyorlar ordan bir bilseniz. Bir de o sayfaların satışı da var ortalama yine 100.000 beğenisi olan bir sayfa 1000-2000 lira arasında gidiyor isteyen arttırır azalır. Oranı bir düşünün. Sizin mahsumca beğendiğiniz o sayfalardan insanlar neler neler kazanıyor. Kazansın bana zararı mı olacak diye düşünebilirsiniz fakat şöyle bir şey var Türk milleti kazandıkça kazanmak isteyen bir millet. Hiç yetinmez. Hile yapar facebook hesapları çalar, arkadaşları sayfalara yönlendirir hatta yeni çıkan duplicate yöntemi ile facebook size bu imkanı sunuyor. Arkadaşlarınızı direk sayfanıza yönlendiriyorsunuz. Bütün arkadaşlarınız o sayfayı beğeniyor. Hatta abartmışlar bunun hilesini de bulmuşlar. 5000 beğeni 40TL , 10.000 beğeni 50TL gibi ilanlar görüyorum forumlarda. O yüzden ben de bunun önüne geçilmesini istiyorum.
Daha düşünelim düşünelim, aslında şu an yazacaklarım facebook sayesinde açılan iş imkanları olarak da gösterilebilir. Çünkü gayet şirin olaylardır. Mesela ünlü firmaların facebook sayfası için güzel temalar, logolar, bannerler yaptırmaları facebook para kazanma sanatına eklenen yeni olaylar. Sonra dediğimiz gibi beğeni kasma, sayfa satışı filan bunların hepsi yeni iş kapısı demek aslında ama şöyle bir şey var sen 10dk. bir uğraş ile 30-40tl kazanırken, diğer günde 8-9 saat amelelik yaparak o kadarını kazanabiliyor. İşte burda duracaksın.
Son olarak haberlerde çıkan entrikalara değinelim. Neymiş facebook bilgileri sızdırıyormuş. Doğrudur vallah o konuda da dikkat edin, her bir bilginizi oraya yazmayın. Yazdıklarınız facebooku ilgilendirmeyecek şeyler olsa zaten yazmanızı istemezler. Boşuna databaselerini şişirmiş olursunuz.
"Eh facebooka girmeyelim o zaman" diyebilirsiniz, çok normal karşılarım. Muhakkak girin, arkadaşlarınızı takip edin yeni fotoğraflarına bakın, konuşun ne istiyorsanız yapın ama hayatınızın vazgeçilmesi haline getirmeyin.
....
Peki ya Hayat
Çok çok genel bir başlık olduğunu ben de fark ettim. Fakat ilk yazımın da bu kadar genel olmasını istedim açıkçası. Hayat, hayatımız, hayatlar... Acaba bizim dünyamızda neler dönüyor, diğer insanlardan farkımız nedir veya bizim farklıyız dediğimiz onlar için bir saçmalıktan ibaret mi?
Şu dünyaya geldim geleli en çok merak ettiğim konu kuşkusuz karşı tarafın düşünceleri olmuştur. Kafayı patlatıyorum şu işe ya. Bir olay olur aranızda veya sen karşındakine bir şey yapmışsındır. Acaba o senin hakkında ne düşünüyor, o konu onu nasıl etkiledi ve konu hakkında ne düşünüyor hep merak etmişimdir. Ya düşünsenize siz o kişiyi güldürmek isterken aslında üzüyorsunuz ve o size belli etmiyor ve içten içe kahroluyor. Veya birisine açılacaksınız ama sadece seni seviyorum diyeceksiniz. Fakat düşünüyorsunuz acaba geri teper mi? Benden uzaklaşır mı? Benden soğur mu? ve en saçması da ya o da beni seviyorsa? Çıkın bu işin içinden şimdi.
Günümüzde bence en çok bu konuda bir şeyler çıkmalı. "Ya abi siz o kadar alet yapıyorsunuz birisi de düşünceyi okumakla ilgili olmaz. Karşındakinin düşüncesini okuyabilsen dünyanın hakimi bile olursun anlamıyor musun? Biraz uğraş ya biz de faydalanalım." diyesim geliyor bazen bu olay adına. Her neyse fazla içine girersek bunun üstesinden çıkamayız.
Bir de ben de şu olay var, her zaman çağın ya ilerisinde ya da gerisinde kalmışımdır. bir kere de oha ben çağa ayak uydurabiliyorum diyemedim. Zaman geliyor bakıyorum dünya değişmiş ama ben yine aynı ben, zaman geliyor uçmuş olduğumu sanıyor ve çoğu kişiyi geride bıraktığımı zannediyorum. Acaba sadece bende mi oluyor bu diye de düşünmüyor değilim. Ne olursa olsun en iyisi sadece devam etmektir deyip, hayatımı yaşamaya bakıyorum.
Ee bir de şu facebook vs. değinmeden de duramayacağım. Arkadaş ne biçim bir meret bu. Tam bir aptal işi olsa gerek. İnsanı bağlıyor, türlü hileler ile reklam yapılmasına, spam yapılmasına izin veriyor ve insanları facebooktan başka bir hayatın olmayacağına inandırmaya çalışıyor. Bir de ben de istiyorum olayı yok mu? Biri twitter açar saçma sapan twitler atar. Popüler olduğunu sanar, diğeri gelir benim de ask.fm olsun, benim de formspringim olsun der. Zaten o olayları da anlamış değilim. Arkadaş soru soracaksan yüzüne sor. sormaktan mı korkuyorsun anlamadım. Benden size tavsiye sakın bağlanmayın öyle saçmalıklara, adamların amaçları size hizmet etmek değil nereden para kazanabilirim bunları nasıl sömürebilirim demekten başka bir şey değil.
Aslında bu başlığa pek bir şey de yazmak istemiyorum çünkü konu genel ve hayatta neler dönüyor herkes biliyor. Burada değindiğim basit konulara ileriki zamanlarda ayrıntılı olarak değineceğim zaten. Bu yazının sonuna gelmiş bulunuyoruz. Yazının amacına gelirsek aslında pek amaç ve hedef kitle yok. Sadece içimdekileri dökmek istedim o kadar.
Şu dünyaya geldim geleli en çok merak ettiğim konu kuşkusuz karşı tarafın düşünceleri olmuştur. Kafayı patlatıyorum şu işe ya. Bir olay olur aranızda veya sen karşındakine bir şey yapmışsındır. Acaba o senin hakkında ne düşünüyor, o konu onu nasıl etkiledi ve konu hakkında ne düşünüyor hep merak etmişimdir. Ya düşünsenize siz o kişiyi güldürmek isterken aslında üzüyorsunuz ve o size belli etmiyor ve içten içe kahroluyor. Veya birisine açılacaksınız ama sadece seni seviyorum diyeceksiniz. Fakat düşünüyorsunuz acaba geri teper mi? Benden uzaklaşır mı? Benden soğur mu? ve en saçması da ya o da beni seviyorsa? Çıkın bu işin içinden şimdi.
Günümüzde bence en çok bu konuda bir şeyler çıkmalı. "Ya abi siz o kadar alet yapıyorsunuz birisi de düşünceyi okumakla ilgili olmaz. Karşındakinin düşüncesini okuyabilsen dünyanın hakimi bile olursun anlamıyor musun? Biraz uğraş ya biz de faydalanalım." diyesim geliyor bazen bu olay adına. Her neyse fazla içine girersek bunun üstesinden çıkamayız.
Bir de ben de şu olay var, her zaman çağın ya ilerisinde ya da gerisinde kalmışımdır. bir kere de oha ben çağa ayak uydurabiliyorum diyemedim. Zaman geliyor bakıyorum dünya değişmiş ama ben yine aynı ben, zaman geliyor uçmuş olduğumu sanıyor ve çoğu kişiyi geride bıraktığımı zannediyorum. Acaba sadece bende mi oluyor bu diye de düşünmüyor değilim. Ne olursa olsun en iyisi sadece devam etmektir deyip, hayatımı yaşamaya bakıyorum.
Ee bir de şu facebook vs. değinmeden de duramayacağım. Arkadaş ne biçim bir meret bu. Tam bir aptal işi olsa gerek. İnsanı bağlıyor, türlü hileler ile reklam yapılmasına, spam yapılmasına izin veriyor ve insanları facebooktan başka bir hayatın olmayacağına inandırmaya çalışıyor. Bir de ben de istiyorum olayı yok mu? Biri twitter açar saçma sapan twitler atar. Popüler olduğunu sanar, diğeri gelir benim de ask.fm olsun, benim de formspringim olsun der. Zaten o olayları da anlamış değilim. Arkadaş soru soracaksan yüzüne sor. sormaktan mı korkuyorsun anlamadım. Benden size tavsiye sakın bağlanmayın öyle saçmalıklara, adamların amaçları size hizmet etmek değil nereden para kazanabilirim bunları nasıl sömürebilirim demekten başka bir şey değil.
Aslında bu başlığa pek bir şey de yazmak istemiyorum çünkü konu genel ve hayatta neler dönüyor herkes biliyor. Burada değindiğim basit konulara ileriki zamanlarda ayrıntılı olarak değineceğim zaten. Bu yazının sonuna gelmiş bulunuyoruz. Yazının amacına gelirsek aslında pek amaç ve hedef kitle yok. Sadece içimdekileri dökmek istedim o kadar.
Ve Bir Küçük Pencere Açılır
Belki de huzur dolu kimsenin uğramadığı ama kendimi dışa vurabileceğim blogumu açtım sonunda. Aslında pek bir amacım yoktu fakat şu an için bütün bilgilerimi sizlere sunmayı amaçlıyorum. Pek fazla yazmayı sevmeyen ama yazınca da bıkmayan biri olarak yakında beni takip edecek tüm takipçilerimi yürekten selamlıyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


